Âşıq Esed (Büyük Garakoyunlu, 1874 -1951)


20. yüzyıl âşıklarından olup 1874 yılında "Basarkeçer" bölgesinin "Büyük Garagoyunlu" köyünde doğmuş; 1951 yılında vefat etmiştir.

 

Esed'in babasının asıl memleketi Tovuz bölgesinin Bozalganlı köyüdür. Daha sonraları buradan ayrılarak "Büyük Garagoyunlu" köyüne yerleşmiştir. Esed on iki yaşlarında iken babası vefat etmiştir. Bundan sonra beş yıl kadar "mudurlug" yapan Esed, bu arada âşıklığa karşı da ilgi duymaya başlamıştır. Bunun üzerine ünlü âşık Elesger'e çırak olur ve orada dört yıl kadar çalıp çağırır.

 

Halk şiirinin hemen hemen bütün türlerinde çalıp söyleyebilen Esed, Köroğlu hikâyesini de çok güzel anlatan usta bir meddahtır.

 

Esed, 1928 ve 1938 yıllarında yapılan Azerbaycan Aşıkları Kurultayına katılmış ve âşıkların çeşitli meseleleri ile ilgilenmesi yüzünden "şeref nişanı" ile de taltif edilmiştir.

 

Esed hece vezninin dışında klasik tarzda da çok güzel şiirler söylemiştir. Bilhassa geraylı, deyişme (atışma) ve muhammes şekillerinde oldukça başarılıdır. "Ermeni Gizi" isimli zincirleme muhammesi onun sanat yönünü gösteren önemli bir şiiridir.

 

Can alan getme dayan,

Bil meni candan eledin,

Tebiet bezek vurub,

Şövqeti şandan eledin,

 

Kirpiklerin ox kimidir,

Qaşı kamandan eledin.

Oxuyurdum qumru kimi,

Meni lisandan eledin,

 

E. Ahundov'dan öğrendiğimize göre birçok âşığın ustası olan Esed, "Nizami ve Afag" adlı bir da halk hikâyesi tasnif etmiştir.

 

Âşık Esed'le ilgili olarak Himmet Elizade küçük bir kitap yayımlamıştır. Ayrıca R. Abdullayev ve R. Helilov da "Aşıg Esed, Seçilmiş Şerler" (1979) adlı bir kitap yayımlayarak âşığın seçme şiirlerim bir araya toplamışlardır.



 

KİMDEN ÖYRENDİN

Oğrun Oğrun daldalardan,

Baxmağı kimden öyrendin.

Qefilden kördüm evini,

Yixmağı kimden öyrendin?

 

Gül xecildi yanağına,

Bal belenib dodağına,

Qızil üzük barmağına,

Taxmağı kimden öyrendin?

 

Mail oldum qelem qaşa,

Sedef kimi inci dişe,

Esed'in canın ataşa,

Yaxmağı kimden öyrendin?

BİLMEZSEN

Kamil bağban bağ becerer, gül eker,

Sahibi var onun, üze bilmezsen.

Sınar qol qanadm, düşersen yere,

Tutar seni qehri, qeza bilmezsen.

 

Laçın olub semalarda süzmüşem,

Şonqarların savaşına dozmüşem,

Men qevvasam, deryalarda üzmüşem,

Sen qevvas deyilsen, üze bilmezsen.

 

Gözeller hüsnüne çoxdanam heyran,

Çıxdim şikarına ala göz terfan,

Esed'in derdine eylesen derman,

Bağrmın başını eze bilmezsen.

KÖYNEYİNE

Ter sineye, ter de köynek yaraşır,

Erirden, enberden vur köyneyine.

Döşlerin benzeyir nara, turuca,

Üstünden yaraşır zer köyneyine.

 

Şalının saçağı yerden sürünür,

Siyah zülfün gerdenine bürünür,

Köynek nazik, mermer sinen görünür,

Ele bildim, yağıb qar köyneyine.

 

Min naz ile, deyen öyden gelirsen?

Xub bezenib yoxsa toydan gelirsen?

Hürüsen, perisen, gövden gelirsen?

O Xuda'n vurubdu nur köyneyine.

 

Yaradan yaradıb, ne gozel cansan,

Xestelere sefa, derde dermansan,

Özün şikar etmiş bir şux terlansan,

Qurxuram ki qona sar köyneyine.

 

Gedirdim, qarşıma çıxdı nagahı,

Sennen hem dem olan, çeker mi ahi?

Esed deyer, budur sözün kütahı,

Bizim de meylimiz var köyneyine.