Âşıq Hüseyin Bozalganlı (Bozalganlı, 1864 - Bozalganlı, 1941)


1864 yılında Tovuz Bölgesinin Bozalganlı köyünde doğmuş, 1941'de ölmüştür. Doğum ve ölüm tarihi bazı kaynaklarda değişik olarak verilmektedir 1875-1948 (Aşıqlar, Bakı 1960); 1860-1941 (Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi II, 298); 1875-1941 (Sazım Sözüm, Bakı 1978, 131); 1868-1941 (Azerbaycan Sovet Yazıcıları, Bakı 1987, 67). Ancak kendisinin "Vücudnâme"sinde, doğum tarihi ifade edilmiştir:

 

Minikiyüz sekseninde doğuldum,

Doxsanında yaxşi yamam gördüm,

Dediler ki, İran geldi qayıtdım,

Deveden, qatırdan karvam gördüm.

 

Buradaki hicri bin iki yüz seksen tarihi 1864'e tekabül etmektedir. Bozalganlı 3 yıl kadar bir "molla"dan ders almıştır. Bunun dışında tahsili yoktur. Küçük yaşlarından itibaren âşıklığa heves eden Bozalganlı 18-19 yaşlarında saz çalmaya başlamıştır. Âşık Hüseyin'in belli bir ustası yoktur. Aşıklık sanatını kendi kendine öğrenmiştir. Bozalganlı âşıklığın dışında çiftçilikle de uğraşmıştır. Tiflis, Borçalı, Göyçe, Gazah, Şamhor, Gence gibi bölgelerde gezen Bozalganlı buralarda birçok âşıkla karşılaşmıştır.

 

Onun hayatı genellikle yoksulluk ve acı içerisinde geçmiştir. Üç yıl kadar hapishanede yatmıştır. Hapishaneden çıktıktan sonra demirci kalfalığı yapmıştır. Bu durumlar onun şiirlerine de aksetmiştir.

 

Xeste cismim bir cananın elinden,

Yanıb ateşine eriyir, lele,

Hicranın leşkeri qemin karvam,

Sef çekib üstüme yeriyir lele.

 

Onun Azerbaycan âşıkları üzerinde büyük tesiri vardır. Birçok Azerî âşığın onun tesiri altında kalmıştır. O, daha evvelki Azerî âşıklarının şiirlerini bildiği gibi, halk hikâyelerini ve masallarını da ustalıkla anlatabilmiştir. Bilhassa Köroğlu hikâyesini çok iyi bilmektedir. "Kaçak Tanrıverdi" isimli bir hikâye tasnif etmiştir.

 

Geraylı, goşma, güzelleme, mühemmes, tecnis, cigah teenis, dodak deymez, ustadname gibi şekillerde çok güzel şiirler söylemiştir.

 

Bozlganlı'nın şiirlerine, S. Vurgun, O. Sarıvelli, C. Hendan, E. Ziyatay, İ. Soltan, E. Ismayılov gibi çağdaş şairler nazire yazmışlar, o da bunlara şiirle cevap vermiştir.

 

Bozalganlı'nın eserlerinde Elesger ve Şemkirli Âşık Hüseyin'in tesiri vardır. Ölümünden sonra hayatı etrafında "Aşıg Hüseyin'in Tiflis Seferi" isimli bir hikâye oluşmuştur.


ÜSTÜNE

Ey nazlı yar, gül yanağın,

Xub yaraşır xal üstüne.

Gümüş kemer ince belde,

Düzülübdür pul üstüne.

 

Gördün ki, yarın yar deyil,

Çaresin qılmaq ar deyil,

Dünya başına dar deyil,

Birini de al üstüne.

 

Hüseyn ağlar zarı zarı,

Azalar mı qem, qubarı,

İtirmişem nazlı yarı,

Durum aram yol üstüne.

 

AY ATA ATA

Ay bimürvet, aldın şirin canımı,

Müjganın sineme ay ata ata.

Aziziyem ay ata,

Oğlun ölür, ay ata,

Başım cellad elinde,

 Sözüm keçmir heyata.

Qaşın Qüreyşdi, camalın cimdi,

Ne gözel yazılıb ayat, ayata.

 

Bülbül idin qondun qeyri dala sen,

Menim kimi qem behrine dalasan

Eziziyem, dala sen,

Dara zülfün dala sen

Elif olan qeddimi,

Dönderirsen dala sen

Mecnun kimi meni saldın dala sen,

Xaraba küncünde ay yata yata.

 

Yazıq Hüseyn, eşq oduna yanar hey,

Qoynundakı ya turuncdur, ya nar hey.

Eziziyem yanar hey,

Derdin canda yanar hey,

Terlan könlüm havadan,

Sona alıb ener hey.

Namerd olan semendinden ener hey,

Merd iyidler miner ay ata, ata.

TER SİNESİNE

Tebib tebietden yazım gelende,

Saldı qelemini ter sinesine,

Dedim emi oxuyam, kamala çatam,

Alim de oxutdu dersi nesine.

 

Yaxşılar pis işi terk ede gerek,

Xeste şefalansa derk ede gerek,

Ter gezen, dünyadan ter gede gerek,

Ter gül de qoyula ter sinesine.

 

Dönmez namerd merde yara yetirse,

Tebib neşter vurar yara yetirse,

Hüseyn, hesret elin yara yetirse,

Ölende baş söyke ter sinesine.

 

ŞİRİN ŞİRİN

Talib oldum bir bağbanın bağına,

Bağban besleyibdir bar şirin şirin,

İstesen ki, metlebine çatasan,

Qul ol, qulluğunda dur şirin şirin.

 

Kamil bağban çeker bağın cefasın,

Gülün iyler, sürer zövq ü sefasın,

Bir gözelin başdan görsen vefasın,

İstese, canını ver şirin şirin.

 

Canım qurban ala gözüm mestine,

Ne durubsan şirin canım qesdine,

Üzüm qoyum o gül üzün üstüne,

Qarışsın bir bire ter şirin şirin.

 

Hercayı sözleri Hüseyn eşitmez,

Haq'dan bela gelse, dosta tuş etmez,

Girsen yar qoynuna yeğin üşütmez,

Yağsa zimistanda qar şirin şirin.