Âşıq Receb (18. - 19. Yüzyıl)


18. yüzyılın son ile 19. yüzyılın başlarında yaşadığı tahmin edilmetedir. Samur kazasının Ehrak köyünde yaşamıştır. Derbend taraflarında "Haqq aşiqı", "Kor aşıq" adı ile şöhret kazanmıştır. Ne yazık ki, Âşık Receb'in de şiirlerinin çoğu zamanında derlenip toplanmadığı için kaybolmuştur. Elimizde geraylı, goşma ve divani şekillerinde söylemiş olduğu bazı şiirleri vardır.

 

Şiirlerinde edebî sanatları ustalıkla kullanmıştır. "Keklik" redifli koşması güzel bir örnektir.

 

Yeri keklik senin sinen aladı,

Görenlerin gözü sende qaladı,

Ayaqların dağda biten lalada.

Yerisin gördüm, get ağa, keklik.

 

Diğer Azeri âşıklarında olduğu gibi onun şiirlerinde de kader, baht, yalnızlık ve tabiat en çok işlenen konular arasındadır.

 

Divanî tarzında yazdığı bir şiirine bakarsak, klasik şiir bilgisi olduğunu söyleyebiliriz.

 

Onun hayatı etrafında Aşıq Receb ile Huri adında bir halk hikâyesi de teşekkül etmiştir.


 

BÜLBÜL

Qarlı dağlar aşa aşa,

Gül üstüne gelen bülbül.

Ter qonçeye qondu qarğa,

Güle hesret qalan bülbül.

 

Baxmamışam yarasına,

Ezel derdin çarasma,

Qızılgülün arasına,

Qanadını salan bülbül.

 

Biri güldü, biri çiçek,

Biri birisinden göy çek,

Aşıq Receb deyir gerçek,

Könlü qemle dolan bülbül.

 

BELE

Ay ağalar, yarın bağında bitmiş,

Bir narine, bir turunç, bir de nar bele.

Yer salıbdı, beyaz gerden üstüne,

Bir ilan, bir eqreb, bir de mar bele.

 

El içinde sirrim pünhan eylerem,

Yandırıb canımı büryan eylerem,

Dedim, dilber sene qurban eylerem,

Bir malı, bir canı, bir de ser bele.

 

Elif qametimi dal kimi büken,

Meni ağladıban qanlı yaş töken.

Üç şey vardı cananımla merc çeken,

Bir beyaz, bir kağız, bir de qar bele.

 

Çağıraram erenleri, pirleri,

Arzularam bizim eziz yerleri,

Aramızdan keçen gizli sirleri,

Bir Rebbim, bir Receb, bir de yar bile.



BENÖVŞE (MÜHEMMES)

Qızılgül sene mayildi, isteyir göre, benövşe,

Qoymazlar ömrü uzana, gözeller dere benövşe,

Şuxluh ile oynayıban sedr üste sere benövşe

Ecayıbdi, qoxun benzer miske, enberi benövşe,

Bağlamışam deste deste apanm yara benövşe.

 

Aparm yar sovqatim alsın mübarek eline,

İster düzsün ağ sineye, isteyir assın teline,

Qurban ollam, nazlı yarın o şirin şeker diline,

Uzun iller ayrı düşdüm, müştaq ohnuşam halına,

Ülfet üçün baxanasan, sen bir çara benövşe.

 

Sünbül sene te'ne vurar, gel boynunu eyri tutma,

Qorxuram üzüne batar, tikanlar dibinde bitmez,

Sen çiçeklerin şahısan, novcavansan, yeni yetme,

Qızıl gül gelib yetişsin möhlet eyle, solub getme,

Gel istersen ele, bele qoşulub vara benövşe.

 

Men bu xaraba dünyanın görmemişem lezzetini,

Ah u zarım erse çıxar, göyler görer heybetini,

Qorxuram erz-i halımdan yar bilmesin zilletimi,

Men Receb'em bu cahanda bildim eşqin hikmetini,

Ne reyhana benzeyirsen, ne gülzara benövşe.

 

KEKLİK

Seher qah qah oxur şirin dilinen,

Çolpalanıb çıxar bu dağa, keklik.

Qorxmursan ovçudan, tülek, terlandan,

Meğer yoxdu sana qadağa, keklik.

 

Yeri keklik, senin sinen aladı,

Görenlerin gözü sende qaladı,

Ayaqlanın dağda biten laladi,

Yerisin gördüm, get ağa, keklik.

 

Receb'em derdinden oldum şikeste,

Hanlar, beyler saxlar seni qefesde,

Men beslerem seni sinemin üste,

Qeyri quşlar verer sadağa, keklik.