Sayfa yazarları

  • edebi yol
    Temmuz 24, 2010
Köroğlu (16. - 17. Yüzyıl)


Adriyatik'ten Çin Setti'ine kadar bütün Türk dünyasında bilinen Köroğlu'nun bir âşık olup olmadığı bilinmemektedir. O, Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde bir destan kahramanı olarak ortaya çıkarken; Azerbaycan, Anadolu ve Balkanlarda daha çok bir halk hikâyesi kahramanı görüntüsü vermektedir.

 

Onun hakkında Anadolu sahasındaki tarihî kaynaklarda bazı vesikalara rastlamamıza rağmen; bu Köroğlu'nun, mezarda anasız olarak dünyaya gelen, sihirli üç köpüğü içen, ömrünün sonunda yine kırklara karışan Köroğlu mu, yoksa başkası mı olduğu bilinmemektedir.

 

Köroğlu'nun elimizde bulunan şiirleri Azerbaycan sahasındaki "Köroğlu Dastanı"ından alınmış olabilir. Bu dastanları anlatan ise büyük ölçüde âşıklardır, meddahlardır, hikayecilerdir. Yine onların, bu şiirleri kendilerinden mi, yoksa hakikaten ustalardan mı öğrendikleri bilinmemektedir. O halde elimizdeki şiirlerin Köroğlu’na mı, yoksa Köroğlu tapşırmalı âşıklara mı ait olduğu yine açık değildir.

 

Köroğlu'nun hem sözlü, hem de yazılı kaynaklarda şiirleri bulunmaktadır. Bu şiirler ise büyük ölçüde geraylı ve koşma nazım şekillerinde söylenmiştir. Anadolu'da bilinen Köroğlu şiirleriyle Azerbaycan sahasındakiler arasında zaman zaman mısra benzerliklerinin ötesinde dörtlüklerde de benzerlikler görülmektedir.


AY MEDED

Uca dağların başında,

Yolum ay meded, ay meded.

Düşüb, ardımca dolanır,

Ölüm, ay meded, ay meded.

 

Bir gılıcım var, bir atım,

Artıbdır, dad ü fürgetim,

Gerib ellerde cesedim,

Galır, ay meded, ay meded.

 

Tutuldug namerd ellerde,

Gözümüz galdı yollarda,

Ağlayım gurbet ellerde,

Gülüm ay meded, ay meded.

 

Eyvaz'ım durur oturur,

Mövlasın dile getirir,

Men ölsem, kimler götürür,

Elim ay meded, ay meded.

 

VARALIM ŞAM ELLERİNE

 

Könlümüz hava bağlıdır,

Varalım Şam ellerine.

Şahinler yuva bağlıdı,

Varalım Şam ellerine.

 

Daşğın çaylar tek axalım,

Qenime deycek yıxalım,

Ter bedövlere çıxalım,

Varalım Şam ellerine.

 

Mövla'dan gelür yazılar,

Felek neyledi, yazılar,

Könlümüz döyüş arzular,

Varalım Şam ellerine.

 

Doldur qedehi içelim,

Yaxşı yamanı seçelim,

Urimistan'ı aşalum (keçelim),

Varalım Şam ellerine.

 

Bir minelüm, bir edelüm,

Ürfan sohbetler edelüm,

İstanbul'u seyr edelüm,

Varalım Şam ellerine.

 

Qesdi Koroğlu qanma,

Qorxusu düşdü canına,

Cefer Paşanın yanına,

Varalım Şam ellerine.

 

MENİ

İki derya arasında gemim var,

Çıxartmadm bir kenera el meni.

Menim yüz min möhnetim var, gemim var,

Apardı' girdaba, saldı sel meni.

 

Bahar oldu, bağçamız bar getirmez,

Menim könlüm geribliği götürmez,

Gidi Reyhan, Ereb atı getirmez,

Aşabilmez garh dağlar, yol meni.

 

Vara vara, dost kuyinde yad oldum,

Gehbe felek, haçan senden şad oldum,

Vetenimden, ulusumdan yad oldum,

Yada salmaz gohum gardaş, el meni.

 

Koroğluyam, onu bunu bilmezem,

Her yeten lekeye boyun eğmezem,

Yaradandan geyri kimse bilmezem,

İster yaxşı, ister yaman bil meni.



 

GELSİN

Bugün itirmişem Eyvaz balını,

Yazın Tekeli'den deliler gelsin.

Neylerem Eyvaz'sız dünya malını,

Yazın Tekeli'den deliler gelsin.

 

Almasdan gılıçdır, poladdan eye,

Çiynerem demiri, üflerem göye,

Olarak çerxeki, düşerem öge,

İste, Tekeli'den deliler gelsin.

 

Alem bilsin, men Eli'ye nökerem,

Düşmenin gözüne mızrak tikerem,

Meydanda, kelleden bostan ekerem,

İste Tekeli'den deliler gelsin.

 

Koroğlu'yam, men hud etişdim cana,

Evvel elden, özüm girrem meydana,

Toxat qelesini bularam gana,

Yazın Tekeli'den deliler gelsin.

 

DAĞLAR

Bir zamanlar cefa sürüb gezerdim,

Onda sendin menim qardaşım, dağlar!

Na zaman ki, yağı düşmen gelende,

Sende çox olurdu savaşım, dağlar!

 

Taladım şahları, hele az dedim,

Türfe gözellere işve, naz dedim,

Nece tacir-tüccar sende gizledim,

Açmadın sirrimi, sirdaşım dağlar!

 

Koroğluyam, gezdiyimi tapardım,

Qayalar başında qala yapardım,

Ağ sürüden emlik quzu qapardım,

Yeyib qurdlarınla ulaşım dağlar!