Mustafa Ağa Arif (Şıhlı,1774 - ?)


"Şiirlerini Arif mahlası ile yazan Mustafa Ağa 1774'de Qazax manalının Şıhlı köyünde doğmuştur. Şair Kazım Ağa Salik'in büyük kardeşi idi. Devrine göre mükemmel tahsil almış, Arap, Fars, hatta Rus dilini öğrenmişti. Hem de Mustafa Ağa Arif "ziyade dindar, qeyretkeş ve hakikatte arif ve dana bir şahıs idi. Veli bu biçare dahi öz gayret ve milletperverliği yüzünden çox belalar ve musibetlere duçar olmuştur." (Firudinbey Köçerli, Azerbaycan Edebiyatı, c. I, Bakı, 1978, s. 263).

 

Ruslar 1805-1813'de İran'la yaptıkları savaşlar sonucu, Azerbaycan'ın bir bölümünü, o cümleden de, şairin vatanı olan Qazax'ı işgal ettikten sonra Mustafa Ağa Arif de, bölgedeki Rus iktidarına şüpheli gözüken diğer asilzadelerle birlikte Rusya'nın içerilerine sürgün etmişlerdi. Bir rivayete göre şair Harkov, başka bir rivayete göre ise Kazan şehrine sürgün olunmuş ve burada polis nezareti altında sıkıntılı bir hayat geçirmiştir. Onun şiirlerinin esas konusunu vatan hasreti, sevdiği evlatlarından, dostlarından ayrılık, bir zamanlar at oynattığı, av avladığı yerleri, dağları, ormanları, pınarları bir daha görmek isteği oluşturmaktadır. Şairin şiirlerinde ifade ettiği en büyük korku ise vatanın kutsal topraklarından uzaklarda, kâfirler arasında hayatla vedalaşmaktır. Ne yazık ki, Rus mezaliminin ilk kurbanlarından olan millî şair Mustafa Ağa Arifin hayatı böyle tamamlanmıştır. O, bilinmeyen bir yılda, vatandan uzaklarda, dostlarından ve evlatlarından uzaklarda dünyaya göz yummuştur. Kardeşi Kazım Ağa Salik onun ölümü münasebeti ile şiirlerinin birinde şöyle yazmıştır:

 

Bir Arif ki, ona cövr etdi dövran,

Ki, qurbetde şehid ü mübteladır.


AĞLARAM

Fikr elerem, bir-bir düşer yadıma,

Yar ü hemdem, dost, yaranlar, ağlaram.

Dolar bu gözlerim eşk-i al ile,

Gözlerimden axar qanlar, ağlaram.

 

Saldı meni felek işe bisebeb,

Sen eyle bir elac, ya qadir Çeleb,

Anıb yar ü hemdemleri ruz ü şeb,

Gah aşikar, gâh nihanlar ağlaram.

 

Name yazdım yare badı-sebaden,

Derd-i dilim izhar etdim hevaden,

Düşmüşem avare elden, oba den,

İtirmişem xanimanlar, ağlaram.

 

Ve'de keçdi günlerimi sanaram,

Aylar, iller hesabına qanaram,

Her zaman yadıma düşer, yanaram,

O dövranlar, o zamanlar, ağlaram.

 

Gürüm dönsün bele dövran, zamanlar,

Terk eleyib bağlarım bağbanlar,

Xezan deyib, solub gül-ü reyhanlar,

Saralıbdır gülüstanlar, ağlaram.

 

Seyr eleyib gezib getdiyim yerler,

Ovlağmdan keçib ötdüyüm yerler,

Terlan ile şikar etdiyim yerler,

Yade düşer o mekanlar, ağlaram.

 

Serçeşmeli, niluferli bulağlar,

Süsenli, sünbüllü, laleli dağlar,

Dumanlı, çiskinli, qarlı yaylağlar,

Hanı bizim o meydanlar, ağlaram.

 

Ellerimiz vardı, beyli, paşah,

Dağlarımız vardı elvan meşeli

Süsenli, sünbüllü, ter benövşeli,

Qaldı bağlar, xiyabanlar, ağlaram.

 

Bilmem noldu bizim Qazax, Şemseddin,

Gelmedi onlardan bir xeber yeğin,

Qeza-yi ilahi bu imiş, hemin,

Getdi elden o dövranlar, ağlaram.

 

Dad eylerem, yeten yoxdu feryade,

Derdim olur günü günden ziyade,

Ağlaram her zaman düşende yade,

Bizim Qazax-Qaramanlar, ağlaram.

 

Qaldı paydar Borçalı'nm beyleri,

Meydan günü birbirinden yeyleri,

Mehman qarşısma nıerd gelmekleri,

Yadıma düşende onlar, ağlaram.

 

Hanı Qazax, Mehribanlıq gedibdir,

Ağalıq, suîtanlıq, xanlıq gedibdir,

Nücabadan alışanlıq gedibdir,

İtibdir şövketin şanlar, ağlaram.

 

Alovlanır, yamr, bağrım sökülür,

Axar, gözlerimden qanlar tökülür,

Düşende yadıma qeddim bükülür,

Boyu serv-i xuramanlar, ağlaram.

 

Diyar-ı qurbetde gözlerim giryan,

Xatirim şikeste, könlüm perişan,

Geler xeyalıma düşer nagahan,

O gördüyüm növcavanlar, ağlaram.

 

Bülbülümü qaçırmışam elimden,

Ayrılmışam gülşenimden, gülümden,

Cüda düşüb ulusumdan, elimden,

İtirmişem dudımanlar, ağlaram.

 

Qerq olur keştiler eşqim selinde,

Yaşılbaşlar oynar çeşminı gölünde,

Esir oldum ben-i esfer elinde,

Ağlaram, ey Müselmanlar, ağlaram.

 

KÖnlüm qalıb ehl-i tufan içinde,

Dolanır sergerdan heyran içinde,

Qurxuram ki, ölem küfran içinde,

Bada gede din-imanlar, ağlaram.

 

Bu demlerde getmek eğer olmasa,

Veten sarı eznvi sefer olmasa,

Arif’e bir yaxşı xeber olmasa,

Gör eylerem ne tufanlar, ağlaram.



GAZEL

Rusya sürgününden oğlu Elİ'ye yazılmışdır.


Olma tarik1 dersden, ey nur-i cananım Eli!

Pendimi2 eyle qebul, ey xan ü xaqanım Eli!

 

Var ümidim etmeye zaye efendi se'yini3,

Qoymaya dersinde bir kem-kesr, Osmanım, Eli.

 

Men seninçün eylerem xeyir dualar ruz ü şeb4,

Saxlasm hifz ü himayetinde sübhanım Eli!

 

Payimal5 etsin edivvü6 hasidin7 lütf-i ilah,

Her zaman qemxarm8 olsun şir-i yezdanım9 Eli.

 

Gerçi, ey dil, men Ebu Bekr ü Ömer, Osmaniyem,

Heqq imamımdır menim olu şir-i merdanım Eli.

 

Köniümün şehrin feraq ü10 hesretin qılmış xerab,

Bir üzün görsem olur abad11 viranım, Eli!

 

Olsun Arif, heşrde12 evvel şefim Mustafa,

Sonra Ebu Bekr ü Ömer, Osmanü aslanım Eli!

 

1. yol 2. nasihatimi, öğüdümü 3. çalışmam, çabalamam, gayret etmeni 4. gündüz ve gece 5. ayak altında kalmış, çiğnenmiş 6. düşman 7. kıskanç 8. gam yüklü, kederli, tasalı 9. Allah'ın aslanı 10. ayrılık 11. şen, bayındır, mahmur 12. toplamada, cevi etme; kıyamette