Yahya Bey Dilgem (Şamhor, ?-1838)


18. yüzyılın ikinci yansı ile, 19. yüzyılın birinci yarısında Şamhor vilayetinin Deller Cirdahan köyünde yaşamıştır. Rivayete göre 1838 veya 1840 yıllarında vefat etmiştir. 15 yaşlarında şiir yazmaya başlamıştır.

 

Sevgilisinin vefasızlığı, zamanın bozukluğu gibi konular onun şiirinin ana temasını teşkil eder. Bütün âşıklarda olduğu gibi o da sevgilisinin vefasızlığını, onun arkasından nasıl koştuğunu, geraylı ve koşmalarında akıcı ve tatlı bir üslupla anlatmıştır. Sevgiliden bahsederken bazı edebi sanatları ustalıkla kullanmıştır. "Gördüm" isimli koşmasının ilk dörtlüğünde bunun en güzel örneklerini bulabiliriz.

 

Senuber qemetli, sürahi gerden,

Könül el götürmez bele dilberden.

Göyde meleklerden, yerde beşerden,

Hüsnü vecahetde bir efzel gördüm.

 

İçtimaî meselelerle de yakından ilgilenmiş, devrindeki kötülükleri hicveden şiirler yazmıştır. Ancak içtimaî konularda yazmış olduğu şiirler, sevgili için yazılanların yanında çok cılız kalır.

 

Çağdaşı olan âşıklar, şen, neşeli, şakrak şiirler söylerken, o bunların tam aksine, dertli, gam ehli bir âşık olarak tanınmıştır. Talihsizlik, içine kapanıklık, dünyaya küskün hali, onun şiirlerinde görülür. Devamlı olarak sevgilisinden ayrıdır; onu, "Şemseddin elinde" "Kür kenarında" görür, şiir söyler, fakat kavuşamaz. Bazen de sevgiliyi bekler, fakat gelmez, bunun en güzel örneğini "gelmedi" redifli koşmasında bulabiliriz.

 

Geraylı ve koşmalarının dışında onun deyişmeleri de çok mühimdir. Dilqem'in kendi adı ile söylenen bir de halk hikâyesi vardır.


GÖRDÜM

Gencenin Şemkir elinde,

Bugün bir novcavan gördüm.

Gözleri canlar alandı,

Qoşların kaman gördüm.

 

Duruşu geldi xoşuma,

Yem verdi könlüm quşuna,

Sevdası doldu başıma,

Oldu halım yaman gördüm.

 

Gölde üzen gözel sona,

Ne girişen dondan dona,

Nece molla, alim ola,

Verdi elden iman gördüm.

 

Gözüm düşdü o dilbere,

Baxmadı mene bir kere,

Ele bil ki, göyden yere,

Yendi huri qılman gördüm.

 

Dilqem'i saydı bir geda,

Rubend açdı melekzade,

MüKteser, şeb-i yeldada,

Men onu mahtaban gördüm.

 

YETİŞER M'OLA

Bir name yazaram canan eline,

Envalim canana yetişer m'ola?

Felek meni terk-i veten eyledi,

Nazlı yar ehvalım soruşar m'ola?

 

Ezelden müşteqam tuti dillere,

Müselsel saçlara, siyah tellere,

Axdı eynim yaşı, döndü sellere,

Yar içen sulara qanşar m'ola?

 

O qızılgülleri dermeyen Dilqem,

Derib pünhan yere sermeyen Dilqem,

Bu dünyada yarı görmeyen Dilqem,

Ya Reb o dünyada görüner m'ola?

 

DAĞLAR

Ziyneti nezgizden, ter benöfşeden,

Al yaşıl geyinib şad olan dağlar.

Ruhu tezeleyir gülab suları,

Dehanları şirin dad olan dağlar.

 

Qerenfil, şeqayip, lale taze ter,

Baharın gülleri onu al bezer,

Qara gelsin süsen, sünbül, serbeser,

Bülbülü güllerden yad olan dağlar.

 

Qızılcadı soyuq bulaq yaylağı,

Bereleri şahin şahbaz oylağı,

Ab-i heyat kövser gözeller sağı,

Canlara mö'tedil bad olan dağlar.

 

Bir yanda yaylardı Keçili, Deller,

Bir yanda yurd salır o ağır eller,

Açılıb nesteren, qırmızı güller,

Lalezar türfeli ad olan dağlar.



YADIMA DÜŞDÜ

Dilber ehtiramla, merhemet ile,

Yanıma geldiyi yadıma düşdü.

Bir şirin söz ile, qaş ü göz ile,

Derdimi bildiyi yadıma düşdü.

 

Endelib gülünnen, kemer belirmen,

Ülfet qıl qulunnan, danış dilinnen,

Zülfünnen, telinnen, nazik elinnen,

Göz yaşım sildiyi yadıma düşdü.

 

Dilqem terlanısan, uyma sar ile,

Qizılgül bülbüle uymaz xar ile,

Bir şirin dil ile xoş qoftar ile,

Ucadan güldüyü yadıma düşdü.