Azerbaycan'da Edebî Meclisler



XIX yy. Azerbaycan'ın Bakü, Gence, Şamanı, Şuşa, Küba, Derbent, Tebriz, Erdebil, Nahçıvan, Ordubad gibi kültür merkezlerinde, bu arada Azerî Türkçesinin bir şiir dili ve genellikle milletlerarası anlaşma dili fonksiyonu taşıdığı İrevan, Tiflis gibi şehirlerde, devrin şairlerini bir araya getiren, birbirlerinin bilgi ve tecrübesinden yararlanmalarını sağlayan edebî meclisler faaliyet gösterirdi. XX. yy. başlarından itibaren, adları geçen şehirlerde kurulan bu meclisler, aslında daha eski tarihlere ve geleneklere dayanıyorlardı. XII. yy.dan sonra Atabeyler, Şirvanşahlar, Sefeviler vb. sülalelerin saraylarında toplaşan şairler, aslında edebiyat meselelerinin sıkı surette tartışıldığı meclisler oluşturmaktaydılar. Tabii ki, edebiyatın ve sanatın gelişmesi ülkenin daha fazla huzur ve barış içerisinde olmasına bağlı bulunduğundan; XIX. yy. Azerbaycan'ındaki asayiş, iç savaşların bitmesi, ülke hayatındaki huzur ve nisbî durulma edebî meclislerin de yeniden eski faaliyetlerini canlandırmalarına imkân yarattı.

Azerbaycan'ın XIX. yy. edebî meclisleri, edebiyata yeni meyledenlerin, şairliğin inceliklerini öğrendikleri, bilgi ve eğitimlerini artırdıkları bir yerdi. Bu meclislerde, üstad sanatkârlarla ilk şiirini yazanlar, ünlü şairlerle amatörler bir araya gelir, ikinciler birincilerin bilgi ve tecrübesinden yararlanırlardı. Şairlerin yeni yazdıkları eserler meclisin toplantılarında okunup gözden geçirilir, müellifin başarı ve eksikleri gösterilirdi. Diğer taraftan, üstad sanatkârların bir beyti örnek alınarak ona nazireler yazılırdı. Ayrıca bu tür şiir yarışmaları, Azerbaycan'ın yalnız ayrı ayrı şairleri değil, bölgeleri temsil eden edebî meclisleri arasında da yapılırdı. Basın ve yayının gelişmediği, bölgeler arasındaki kültürel bağlantıların zayıf olduğu bir dönemde edebî meclisler, milletin edebî ve medenî açıdan bütünleşmesini sağlıyor, tek bir edebiyatın oluşmasını destekliyorlardı. Bu açıdan da Seyid Ezim Şirvanî'nin henüz basılmamış şiirleri Karabağ'da ve Bakü'de, Nâtevan'ın lirik gazelleri Gence'de ve Ordubad'da, yazıldığı dönemden hemen sonra yayılmış olurdu. Mesela, Nâtevan'ın "Ölürem" redifli meşhur gazeline, XIX. yy. 70-80. yıllarında, Azerbaycan'ın ayrı ayrı bölgelerindeki edebî meclis üyeleri tarafından ondan fazla nazire yazılmıştı. "Gülüstan" edebî meclisi Küba'da, "Divan-ı Hikmet" Gence'de ve Tiflis'te, "Mecmeü'ş-Şüera" Bakü'de, "Fövcül-Füseha" Lenkeran'da, "Meclis-i Üns" ve "Meclis-i Feramuşan" Şuşa'da, "Beytü's-Sefa" Şamahı'da yeni, çağdaş bir edebî-kültürel muhitin yetişmesini sağlamışlardı. 



Kuşkusuz, edebî meclislere dahil olan şairlerin hepsi, edebiyat tarihlerine girecek seviyede üstad sanatkârlar değildiler. Aralarında sadece nazım ustaları olan, yalnız kafiyeli söz söylemeyi becerenler de az değildi. Ama bunun yanı sıra XIX. yy. Azerbaycan edebiyatının Seyid Ezim Şirvânî, Abbasgulu Ağa Güdsî, Hurşid Bânu Nâtevan, Mirze Şefi Vazeh, Mirze Nesrullah Bahar vb. istidadlı şairlerin yetişmesinde onların katıldıkları edebî meclislerin de belli bir ölçüde etkisi  olmuştu.

Edebî meclisler, yalnız yeni yazılmış şiirlerin okunup tartışıldığı bir yer değildi. Buralar, bir yandan da eski geleneklerle, millî ve evrensel dünya kültürünün kaynaklarıyla tanışılan ve onlara sahip olunan yerlerdi. Edebî meclislerde Firdevsî'nin "Şahnâme"si, Nizâmi'nin "Hemse"si, Nevâzî ve Fuzûlî'nin divanı okunur ve bu şairlerin edebî eserleri, edebî kişilikleri, eserlerinin meziyetleri araştırılırdı. 

Ama bütün bu gerekli, olumlu tarafları yanında, edebî meclislere katılan şairlerin büyük bir kısmının, esas dikkatlerini nezireciliğe vermeleri, ister istemez bazılarını taklitçilik yoluna çeker, yeni, çağdaş ve orijinal edebî çalışmalardan uzaklaştırırdı. Bu açıdan da, edebî meclislerde aynı konular döne döne ele alınır, aynı benzetmeler ve teşbihler kullanılır, sosyal hayattaki değişiklikler gözden kaçırılırdı. Meclis şairleri, genellikle kültürün ve eğitimin taraftarları olarak ortaya çıksalar da, bu fikirlerin gerçekleştirilmesine toplumdan destek bulamıyorlardı. 

Tabii ki, bütün başarı ve başarısızlıkları, bütün olumlu ve olumsuzlukları ile XIX. yy. boyunca, Azerbaycan'ın farklı bölgelerinde faaliyet gösteren edebî meclisler, millî kültürün bir parçasıydı ve devrin şiiri hakkında tam, yeterli bir fikir edinmek açısından bu tür şiir örneklerinin belirli bazı ipuçları verebileceği inkâr edilemezdi.