Kişverî (XV. Yüzyıl)


Nimetullah Kişverî, XV. yüzyıl Azerbaycan şiirinin tanınmış temsilcilerinden biridir. Bir müddet Akkoyunlu hükümdarı Sultan Yakup'un sarayında yaşamış olan şairin doğum ve ölüm tarihini kesin olarak tespit etmek oldukça güçtür. Eserlerindeki bazı ipuçları onun XV. yüzyılın ikinci yarısında yaşamış ve eser vermiş bir şair olduğunu ortaya koymaktadır. Kişverî, büyük Özbek şairi Ali Şir Nevaî'ye büyük saygı duymuş, onun eserlerinden etkilenmiş, ona cevaplar yazmış ve yeri geldiğinde de ondan eksik bir şair olduğunu ifade etmekten çekinmemiştir, Azerî Türkçesi ve Farsça olarak güzel lirik şiirler kaleme alan bu yetenekli şairi Prof. Hamid Araslı, Fuzûlî'nin en değerli seleflerinden biri saymıştır. Şairin Azerî Türkçesiyle yazdığı şiirlerin bir kısmı, H. Araslı tarafından 1946 yılında "Edebiyat" dergisinde yayımlanmıştır. Onun Azerî Türkçesiyle yazdığı bütün eserleri ise C. Gehramanov tarafından yayıma hazırlanmış ve okuyucuya ulaştırılmıştır. (Baku, Yazıcı, 1984)


 

Qazel-1

 

Dustlar qûyâ ki, düşmen sözüni gûş etdiler,

Kim bizi yekbâre xatirden ferâmûş etdiler.

Güya dostlar düşman sözünü dinlediler ve bizi tamamıyla gönülden çıkardılar.

 

Bizden ayru bezm-i işret içre bolsun nûş-i can,

Dolu dolu bîvefâlıq cami kim nûş etdiler.

Bizden ayrı eğlence meclisinde gönül içkisini vefasızlık içkisi gibi dolu dolu içtiler.

 

Sürme-yi naz ile çeşminin çün qıldılar siyah,

Bu qara bextimni hem ol gün siyehpûş etdiler.

Sevgilinin gözlerinin naz sürmesiyle bu kara bahtımı simsiyah ettiler. Hem de o gün beni karalar giymiş yaslı birisine çevirdiler.

 

Süt emerken ağlar irdi xeste Mecnun Leyli deb,

Mehribanlıq sütü birle ânı xâmûş etdiler.

Hasta Mecnun, süt emerken bile Leyla deyip ağlardı. Sevgi sütüyle onu susturdular.

 

Töktiler qul Kişverînin kâsine bir cür'e kim,

Tâ dem-i sübh-i qiyâmet ânı medhûş etdiler.

Kul Kişveri'nin kadehine bir damlacık döktüler ve onu kıyamet günü sabahına kadar korkuttular.


Qazel-2

 

Getdiler ehbâb ü men miskini giryan qıldılar,

Âteş-i hesret bile bağrımı büryan qıldılar.

Dostlar gittiler ve ben zavallıyı ağlattılar. Ayrılık ateşiyle bağrımı kebap ettiler.

 

Zindeqani gerçi düşvar etdiler men xesteye,

Şükr kim, yüz möhnet-i can kendin asan qıldılar.

Gerçi ben gibi bir hastayı diriler, güçlendirdiler. Şükür ki, yüzlerce can sıkıntısını kendileri kolaylaştırdılar.

 

Mümkün irmes dâxi suret bağlaya me'mûrelik,

Xâne-yi sebr ü qerârimni ki vîran qıldılar.

Bayındırlığın suret bağlaması mümkün değildir. Sabır ve karar hanemi yakıp yıktılar.

 

Göz qarasm birle yazdım yâre şerh-i iştiyaq.

Merdüm-i çeşmim ana şengerf unvan qıldılar.

Yare olan arzumun açıklamasını gözlerimin karasıyla yazdım. Gözbebeklerimi ona zincifre boyası diye söylediler.

 

Mâyil irdi könli ol şûxun vefa vü mehre, leyk

Bir nece bedmehriler anı peşîman qıldılar.

O şuh sevgilinin gönlü vefa ve sevgiye meyilli idi. Ancak birçok sevgisiz, onu pişman ettiler.

 

Yetmedi heç kim dehânın sirrine kim, ehl-i qeyb

Xelqden ol çeşme-yi heyvâni pünhan qıldılar.

Hiç kimse ağzının sırrına eremedi. Gaib ilmi bilenler ise o hayat suyunu halktan sakladılar.

 

Gözleri qanmdan oldu pây tâ ser sürxpuş,

Sanasan kim, Kişverîni növmüselman qıldılar.

Gözleri kandan baştan ayağa kıpkırmızı oldu. Öyle ki, Kişveri'yi yeni Müslüman olmuş sanırsın.


Qazel-3

 

Menim bir dilberim var kim, leb ü göftâri gögçekdür,

Ten ü endâmi bes nâzik, qed ü reftâri gögçekdür.

Benim bir dilberim var ki, dudağı ve sözleri güzeldir. Vücudu ve endamı pek nazik, boyu ve yürüyüşü güzeldir.

 

Dehânı çeşme-yi heyvan, xeti Xizr ü lebi îsâ,

Saçı sünbül, gözü nergis, gül-i ruxsâri gögçekdür.

Ağzı hayat veren suya, yüzündeki ince tüyleri Hızır'a ve dudağı İsa'ya benzerdir. Saçı sümbül, gözü nergis, yanakları ise gül gibi güzeldir.

 

Yüzü rengin, sözü şîrin, lebi qönçe, beli ince,

Ana her nesne Tanrı verübdür, vâri gögçekdür.

Yüzü renkli, sözü tatlı, dudağı gonca gibi, beli ise incedir. Bu güzelliklerin hepsini ona Tanrı vermiştir. Tanrı'nın verdiği bütün her şeyi güzeldir.

 

Dil ü can ü zer ü sin ü öv ü mülkü neder, yâ Reb,

Bu vîran dünyada her kim ki, ânın yâri gögçekdür.

Ya Rab! Yari güzel olan gönül bu yıkık dünyada; can, altın, gümüş, ev ve malı ne yapsın?

 

Güneş gögçekdürür derler, beli gögçekdürür, amma

Senin gögçekligin yanında ol nâçâri gögçekdür.

Güneş güzeldir, derler. Evet güzeldir, ama senin güzelliğinin yanında onunki çaresiz bir güzelliktir.

 

Mana der xelq kim, yârın eceb bîmehr ü bedxûdür,

Özi bilür eğer bîmehr ü bedx ü bârı gögçekdür.

Halk bana "Senin yarin acaba sevgisiz ve vefasız mıdır?" diye sorar. İster sevgisiz, ister vefasız olsun, bunu kendisi bilir. Ama onun varlığı bile bana yeter.

 

Leb-i le'l ü xet-i sebzin sifâtın Kişverî söyler,

Anınçündür ki, sözi dilkeş ü eş'âri gögçekdür.

Kişverî onun lal gibi kırmızı dudağıyla yeşil tüylerinin özelliklerini anlatır. Bunun için sözleri gönülleri çeker ve şiirleri de güzeldir.


Qazel-4

 

Ey könül her kimseye yâr olmagil, yâr özgedür,

Yâr olur her kim velî yâr-i vefâdâr özgedür.

Ey gönül! Herkese sevgili olma, çünkü sevgili başkadır. Herkes sevgili olabilir, ancak vefalı sevgilinin yeri başkadır.

 

Sürme qapundan men-i bîxânumânî kim sana

Bulunur âşiq, veleykin âşiq-i zâr özgedür.

Benim gibi bir yurtsuz yuvasızı kapından kovma. Çünkü sana çok âşık bulunur, ama benim gibi ağlayan âşık bir başkadır.

 

Hüsnüne men can verürmen, xelq ana nezzâregi,

Özgedür ehl-i tamâşâ vü xirîdâr özgedür.

Ben, güzelliğin uğrunda canımı veririm. Halkın ona seyirciliği başkadır, ancak onu seyretmede ehil ve istekli olan daha başkadır.

 

Âşiqem der zâhid amma câne qıymir veqt-i kar,

Ev xeyâlı özge vü sövdâ-yi bâzar özgedür.

Zahid olan âşığım der, ama zamanı gelince canına kıyamaz. Çünkü, evdeki hayalle (hesapla) aşk pazarı bir değildir.

 

Bütperesti qınama, ey pâkdâmen şeyx kim,

Zikr-i tesbîh özge vü nâqus ü zünnâr özgedür.

Ey temiz etekli şeyh! Putperestleri kınama, çünkü teşbihle Allah'ı zikretmek başka, çan ve keşiş kuşağı daha başkadır.

 

Bade içmek yâr ilen xelvetde xoşdur,

Kişverî, Leyk eğer bolsa müyesser, geşt-i gülzâr özgedür.

Ey Kişverî, yâr ile birlikte içki içmek hoştur. Ancak kısmet olursa gül bahçesini gezmek bir başkadır.


Qazel-5

 

Meni tâ rûzigâr-i sengdil ayırdı yârimden,

Ne gördüm rûz-ixoş hergiz,nexoşluq rûzgârimden.

Taş yürekli zaman beni sevgilimden ayırdı. Ne iyi bir gün gördüm, ne de zamandan bir iyilik buldum.

 

Mezârim üstüne her dem neden ağlar bahar ayı,

Meğer kim oxudu derd-i dilim lövh-i mezârimden.

Mezar taşımın kitabesinden gönül derdimi oku-muş olmasa bahar ayı mezarım üstünde her zaman neden ağlasın?

 

Açılmaz qönçe tek gönlüm behâr ü bâğden bir dem,

Ki, mehrûmem men-i xûninciger bağ ü bahârimden.

Gönlüm gonca gibi bahar mevsiminde ve bahçede bir kerecik bile açılmaz. Yaralı bağrımla ben bahar mevsiminden ve bahçeden nasipsizim.

 

Biter nexl-i belâ vü yaprağudur dağ-i nomidi

Ne yerde kim, düşer bir dâne çeşm-i eşkbârimden.

Bela fidanı yeşerir ve onun yaprağı ümitsiz bir yara gibidir. Gözyaşı yağdıran gözümden bir tane olarak düşer.

 

Meni göydürdün, amma var gönlüm içre âteşler,

Senin sâri eğer qonsa, hezer qılgil qübârimden.

Beni yaktın, ama gönlümün içinde hala ateşler var. Eğer senin tarafına konarsa tozumdan sakın.

 

Saraldı hicrden yüzüm, kesilmez gözlerim yaşı,

Dirîğâ ze'feran bitti üzâr-i lâlezârimden.

Ayrılıktan yüzüm sarardı, gözlerim yaşı kesilmez oldu. Eyvahlar olsun ki, lâle bahçesinin üzerinde safran bitti.