Şah Kasım Envar (Sarab, 1356 - Hercürd, 1434)



XIV-XV. yüzyıllar tasavvuf şiirinin en görkemli temsilcilerinden biri Seyyid Müineddin Ali bin Nesir bin Harun bin Ebulkasım Hüseyin Serabi Tebrizi'dir. Şah Kasım Envar, Kasım Envar adlarıyla meşhur olan bu mütefekkir sanatkâr, 1356 yılında Sarab'da doğmuş, tahsil yılları ve gençliği ise Tebriz'de geçmiştir. Şair, gençliğinde Şeyh Sadireddin Erdebilî'nin müridi olmuş, ondan Kasım-ı Envar (yani nur bölen, ışık pay eden) lâkabını almıştır. Kasım Envar, hayatının büyük bir kısmını Orta Asya'da, Herat ve Semerkant şehirlerinde geçirmiş, burada olağanüstü nüfuza sahip bir tarikat şeyhi olarak tanınmıştır. Devrinin bir çok kişisi, onun müridi olmakla övünmüşlerdir. Kasım Envar'ın Herat'ta kendine ait tekkesi de varmış. İhtiyarlayınca vatanına dönmek isteyen şair, yolda Hercürd köyü yakınlarında hastalanır. Müritleri ona Hercürd köyünde bir mülk alırlar. Şah Kasım Envar, 1434 yılında Hercürd'de ölür. 

Edebî kişiliği, lirik şiirlerden oluşan "Divan", "Enîsül'i-Arifîn" ve "Enîsü'l-Âşıkîn" adlı manzum hikâyeleri ile bazı başka eserlerinden müteşekkildir. Eserleri esasen Farsça'dır Azerî Türkçesiyle yazdığı şiirler oldukça azdır; birkaç örnek veriyoruz.

Şiirler


Ol yâr-i eziz ile ki, can adinedir, 
Mescid saru bardum ki, bu gün adinedir. 
Menden camaat sordu ki, şeyxa, di nedir? 
Dedim: Ne sorarsız ki, hiç adı nedir?
O kıymetli sevgiliyle olunca değersiz can nedir? Mescitten tarafa gidince bugün cuma olduğunu anladım. Cemaat bana sordu ki: "Ey şeyh, söyle nedir?" Dedim: "Hiç adı nedir diye sorulur mu?"


Sabahın olsun mübarek,
Çelebi, bizi unutma.
Selam ile can verdik,
Çelebi bizi unutma.
Ey Çelebi, sabahın kutlu olsun, bizi unutma. Selam ile can verdik, bizi unutma.

Aşiq olduğum bilirsen, 
Canıma cefâ qılursan, 
Hal-i zârimi sevürsen, 
Çelebi bizi unutma.
Aşık olduğumu biliyorsan. Canıma eziyet ediyorsan. Ağlayan halimi seviyorsan. Ey Çelebi, bizi unutma.

Oda yaxsan, xanım sen. 
Yere töksen qanım sen, 
Çelebi, dilim, canımsan. 
Çelebi, bizi unutma.
Ey Çelebi, evimi ateşte yaksan, kanımı yere döksen de gönlüm ve canımsın, bizi unutma.

Kasım Envar'ın bazı şiirleri mülemma şeklinde, yani iki dilde, Azerî Türkçesi ve Farsça olarak yazılmıştır. Bu şiirlerden birini buraya alıyoruz. Burada Farsça olan söz ve ifadeler tercüme olunmuş, Azerî Türkçesiyle olan sözler aynı şekilde bırakılmıştır. Onları ayırt etmek için Azerî Türkçesiyle olan kısımlar tırnak içinde yazılmıştır.

Mülemma

Gel, ey cânâ olan sâqî, getir mey, gül açıb gülsen, 
Nehâyetsiz sevindim men, o yar söyler ki,"sen kimsen?"
Ey cana içki sunan güzel, gel. İçki getir. Gül bahçesinde gül açılsın. O yar "sen kimsin?" dediği için sonsuz derecede sevindim.

Dedim cânâna, ey dilber, qemindin lap xarab oldum. 
Feqet könlüm yene söyler: "Bu sözni sen eşitmessen."
Sevgiliye "Ey dilber, üzüntünden çok harap oldum" dedim. Fakat yine de gönlümden "Bu sözü sen işitmesen" derim.

Min ehsen lütfüne, canan, ki, yetdi könlüme pünhan. 
Salam eyledi, cam verdi, diziyle vurdu: "Sen içsen"
Ey sevgili! Bir iyi muamelene bin bağışta bulunayım! Çünkü bu gizlilik gönlüme yetti. Selam verdi, kadeh sundu ve diziyle yere vurup "sen içsen" dedi.

Mene söyler ki, o canan ne heyransan, ne sergerdan? 
"Sefa qıl sen, vefa qıl sen, eğer sen âşiq-i qılsen".
O sevgili bana "Ne şaşkınsın, ne de sersemsin" der."Eğer sen gönülden âşık isen, vefalı ve mutluluk verici ol."

Gözellik bağı içinde açıldı min çiçek, min gül. 
"Viran bolmastur ol bustan eğer bir çiçeğin sunsen".
Güzellik bahçesinde bin çiçekle bin gül açıldı. "Eğer bir çiçeğini sunsan o bahçe viran olmaz."

Yetiş senden nur alsın can, mene cansan, hem canan, 
"Yüzün gülsen, sözün rövşen, reviş m'oldı ki, sultansen".
Yetiş, senden canım bir ışık alsın. Çünkü sen bana hem can, hem de sevgilisin. "Yüzün gül bahçesi, sözün açık ve aydın" Acaba bir geçiş mi oldu ki, sultan gibisin?"

Senin feyzinle şâd oldu hemîşe Qâsimin könlü. 
Bu feyzi o tapir senden, "eğer toquz, eğer toqsen".
Kasım'ın gönlü senin bağışınla daima mutlu oldu. O, bu bağışı senden alır, "İster biz tok olalım, isterse sen tok ol.