Arap Dilli Azerbaycan Türk Edebiyatı


Arap Dilli Azerbaycan Edebiyatı

Araplar Azerbaycan'a yerleştikten sonra VII. yy. sonlarına doğru burada Arapdilli bir edebiyat ve kültür gelişmeye başlamıştır. Eserlerini Arap dilinde, ama her zaman El-Azerbaycani mahlası ile yazan şairlere, yalnız Azerbaycan sınırları içerisinde değil, hilafetin Şam, Bağdad, Medine gibi kültür merkezlerinde sık sık tesadüf olunuyordu. Arap edebiyatı tarihçilerinden İbn Kuteybe'nin "Kitab eş şiir ve şuarâ", -Ebulferec İsfehâni'nin "Kitab el-eğani" eselerinin ve diğer kaynakların verdiği bilgilerden VII. asrın sonu VIII. asrın başlarında Medine'de Azerbaycan'dan gelmiş şairlerin tanındıklarını ve şöhret kazandıklarını öğrenmek mümkündür. Eski devir Azerbaycan edebiyatının tetkikatçılarından Eliyar Seferli ve Halil Yusifli, İbn Kuteybe'nin adı geçen kitabından şöyle bir cümleye dikkati çekiyorlar:"Medine'de mevalilerden öyle bir şair yoktur ki, aslen Azerbaycanlı olmasın". Böyle şairlerinden birisi olan Musa Şehevat, VIII. yy. başlarındaki Arapdilli edebiyatta hicivlerin ve medhiyelerin büyük üstadı gibi tanınmıştı. Musa Şehevat'm Azerbaycanlı çağdaşı İsmayıl Yassar ise hemaselerin savaş ve kahramanlık şiirlerinin müellifi olarak edebiyat tarihine girmiştir. Onun eserlerinden, babasının esir olarak Azerbaycan'dan Medine'ye getirildiği, şairin kendisinin ise tam bir Arap eğitimi ve terbiyesi aldığı öğrenilmektedir. Ama hayatını Arap topraklarında geçirmesine rağmen İsmayıl İbn Yassar'ın eserlerinde Azerbaycan'la ilgili motiflere, açıklamalara da rastlanır. Kaynaklar Ismayıl'm kardeşi "Ebubekir" künyeli İbrahim'in ve Mehemmed'in de güzel şiirler müellifi olarak tanındıklarını gösteriyorlar.  Arap Edebiyatı tarihine "El-Azerbaycani" mahlası ile girmiş olan Abdül Abbas el-Ema, Emeviler hanedanı döneminde Medine'de yaşamış, medhiyeler, mersiyeler ve hicivler müellifi olarak tanınmıştır. O, aynı zamanda savaşı, kahramanlığı terennüm eden şiirler yazmış, eserlerinde Arapların diğer halklara Acem diyerek hakaret etmelerini keskin şekilde tenkit etmiştir.

 IX. yy. başlarından itibaren Azerbaycan'da halk kahramanı Babekin önderliğinde, Araplara karşı yirmi iki sene devam eden bir isyan olmuştur. Bu isyan Azerbaycan'da Arap hakimiyetini bütünüyle yıkmasa da, herhalde şuurlarda, bir değişiklik meydana getirebilmiştir. Bu dönemde edebiyat tarihinde el-Azerbaycani mahlaslı şaire tesadüf edilmiyor. X. yy. Berekeveyh Zencani ve Ebu Abdulla Marağayi gibi Azerbaycan'ın güneyinde yetişmiş şairlerin Arap dilli edebiyatın örneklerini yarattıkları görülüyor. Ama XI. yy.'den başlayarak, Arap dili bir şiir, edebiyat dili olmaktan çıkar. İlim dili olarak, bazı hallerde XIX. yy.'a kadar Azerbaycan kültüründe yerini muhafaza eder. Firdevsi'den sonra hızlı bir kalkınma merhalesi yaşıyan Fars dili Yakın ve Orta Doğudaki diğer edebiyatlar gibi Azerbaycan edebiyatını da kendi etkisi altına alır. XII. XIII. yy. Mevlana Celâleddin Rûmî, Nizamî Gencevî, Hakânî Şirvani vs. gibi büyük Türk sanatkârlarının eserlerini Fars dilinde kaleme almaları da her şeyden önce Farsçanın bir şiir ve sanat dili olarak gelişmesi ile ilgili idi.